English  |  عربي  |  Deutsch  |  Français  |  Русский  |  Metin Versiyonu  |  Site Haritası

 
 



BİRİNCİ BÖLÜM

TÜRKLER'DE İSTİHBARAT

(Başlangıcından 1926 Yılına Kadar)

(ÖZET)


İstihbarat teşkilâtları ve bunların faaliyetleri her zaman merak konusu olmuştur. İstihbarat ve Espiyonaj (Ajanlık) faaliyetlerinin uzun bir geçmişi vardır. Başlangıçta falcılığa ve astrolojiye dayanan istihbarat, sonraları ayrıntılı keşfe dönüşmüştür. Zamanla siyasî ve ekonomik alanlardaki gelişmeler, milletler arası meseleleri artırmış ve buna orantılı olarak istihbarata duyulan ihtiyaç da genişlemiş ve büyümüştür.

Tarih ve istihbarat konularında yazılan kitaplarda, tarih boyunca devletlerin istihbarata fevkalâde önem verdikleri yolunda bilgiler bulunmaktadır.

A. XIX. Yüzyıl Ortalarına Kadar Türkler'de İstihbarat

Birçok devlet kuran ve pekçok devletle siyasî münasebetlerde bulunmuş olan Türkler de istihbarata büyük önem vermişlerdir. Yerleşik hayata geçen Türkler Orta Asya'da espiyonaj elemanlarına, Çaşıt (Çaşut) diyorlardı. Çaşıt, Türkler arasında "gizlemek, gizli bir şeyi söyleyen" manalarında kullanılıyordu. Hunlar'ın, Göktürkler'in, Uygurlar'ın, Karahanlılar'ın, Gazneliler'in, Selçuklular'ın, Harizmşahlar'ın, Zengîler'in, Eyyubîler'in, Memlûklar'ın, Timurlular'ın ve Osmanlılar'ın ülkenin ve halkın geleceği için askerî, ekonomik ve siyasî istihbarat faaliyetlerine ağırlık verdikleri görülmektedir.

Osmanlılar'da istihbarat ve espiyonaj faaliyetleri, uc beyliğinin kuruluşu döneminde (1298-1301) başlamıştır. Osmanlılar, Martolos ve Voynuk teşkilâtları sayesinde merkezî sisteme yönelen iç ve dış tehditlerden mümkün olduğu kadar ayrıntılı bir şekilde haberdar olmaya çalışıyorlardı.

İmparatorluğun Yükseliş Dönemi'nde, XVI. yüzyılın ortalarından itibaren İstanbul'da elçilikler kurarak istihbaratı kurumlaştıran Batılı devletlerde, Osmanlılar'ın daimî elçiler bulundurmamış olmaları bir eksiklik olarak gösterilirse de, onlar çok iyi haber toplayan espiyonaj elemanları yanında, yabancı elçiler aracılığı ile de değerli bilgiler toplamışlardır. Mühimme Defterleri'nde, Padişahlar'ın Anadolu ve Rumeli Beylerbeyleri'nden sınır ülkeleri hakkında istihbarat ve espiyonaj faaliyetlerine ağırlık vermeleri konusunda hükümler bulunmaktadır [*]. Bu hükümlerde, ajanlar vasıtasıyla sınır ülkeleri ve orduları ile hareket tarzları hakkında bilgi toplanması ve saraya bildirilmesi emredilmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu'nda, Duraklama (XVII.yy.) ve Gerileme (XVIII.yy.) Dönemleri'nde bazı devlet adamları Padişahlar'a, ortaya çıkan bozuklukların sebeplerini ve çözümünü gösteren risâleler (mektuplar) ve lâyihalar (tasarılar) sunmaya başlamışlar ve istihbarata artık gereken önemin verilmeyişine de temas etmişlerdir.

XVIII. yüzyıl sonlarında ise, Osmanlı Devleti'nde ayrı bir haber kaynağının daha ortaya çıktığı görülmektedir: İkamet Elçilikleri. Böylece, Osmanlı Devleti'nde istihbarat temininde yeni bir dönem açılmış oluyordu.

Yabancı ajanların faaliyetlerinin yoğunlaştığı XIX. yüzyıl ortalarında, Sultan Abdülmecid (1839-1861) döneminde, Balkanlar'daki muhtemel ayaklanmaları gözlemek amacıyla, Fransız Gizli Polis Teşkilâtı örnek alınarak modern tarzda gizli bir teşkilâtın kurulduğu ve başına Rum asıllı Cinivis Efendi'nin getirildiği belirtilmektedir. Ancak bu teşkilâttan beklenen faydanın sağlanamadığı, önce kapatıldığı, bilâhare Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde 1863 yılında tekrar açıldığı, bu defa da teşkilâtın başına Baron C...adlı birinin getirildiği, bunun da ülke aleyhine faaliyette bulunması sebebiyle görevine son verildiği, Sultan Abdülhamid II (1876-1909)'in özel doktoru Rum asıllı Mavroyani Paşa tarafından iddia edilmektedir.

Eğer bu iddia doğru ise, Osmanlı Devleti'nde ilk defa modern bir İstihbarat Teşkilâtı kurma çalışmalarının Sultan Abdülmecid döneminde başladığını söylemek mümkündür.


Msl.bkz., 12 Numaralı Mühimme Defteri (1570-1572), I-II, Ankara 1996.