|
Teşkilât-ı Mahsûsa, modern tarzda kurulmuş ve nev-i şahsına münhasır
bir örgüt olarak karşımıza çıkmaktadır. Teşkilât, direkt olarak
Osmanlı Harbiye Nezareti'ne bağlı idi ve üyelerinin ifadelerine
göre, özel bir şifresi bulunmuyordu.
Teşkilât-ı Mahsûsa tarafından, özellikle Kafkasya ve Yakın Doğu'da
görev yapan ve gerilla tipi bir çalışma yöntemini benimsemiş küçük
askerî birlikler (müfrezeler) ve taburlar kurulmuştur. Orta Doğu'daki
eylemlerin içerisinde dikkati çekenler arasında, propaganda yapmak
üzere Bingazi'ye gönderilen Bingazi Milletvekili Yusuf Şetvan Bey
ile Şeyh Esseyid Şerif Ahmed Es-Sünusî'nin bir Alman denizaltısı
ile İstanbul'a kaçırılması ve İngiliz ajanı Thomas Edward Lawrence'e
karşı girişilen hareketler sayılabilir[7,
8].
Kafkasya bölgesi, Orta Asya seferlerinin atlama tahtası olarak
Teşkilât-ı Mahsûsa'yı fazlasıyla ilgilendirmiştir. Kafkasya seferleri
Trabzon'dan yönetilmiştir. Trabzon, Hopa ve Artvin kıyılarından
Kafkasya içlerine denizden ajanlar sokularak, Ruslar'ın askerî durumu
öğrenildiği gibi, Osmanlı ordusu oraya girdiği zaman yardımcı olacak
geniş bir teşkilât kurulmuştur.
Teşkilât'ın Orta Asya'ya yönelik faaliyetlerinin en önemlisi,
Rauf (Orbay) Bey ile Ömer Naci Bey'in gerçekleştirdikleri İran Seferi'dir.
Rauf Bey, İran üzerinden Afganistan ve Hindistan'a kadar uzanarak
buralarda İngilizler'e karşı koyma görevini üstlenmiştir. Ancak,
bu grubun harekâtı Almanlar tarafından engellenmiş, Rauf Bey'e geri
dön emri verilmiştir. Rauf Bey'in geri dönerken İran'da bıraktığı
müfreze Afganistan'a girmiş, bazı elemanları ise Hindistan'a giderek
buralarda istihbarî nitelikli çalışmalarda bulunmuştur. Meselâ,
Kuşçubaşı Eşref ve arkadaşları, İngiltere 'ye karşı şiddetli bir
propaganda kampanyası başlatmak, eğer mümkün olursa bu kampanyayı
Orta Asya'da da yürütmek için Hindistan'a gittiler. Ancak bu sırada
Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine, Enver Paşa'dan emir
alan Kuşçubaşı Eşref hemen İstanbul'a dönmüş ve az sonra da Teşkilât'ın
Arabistan Bölge Sorumluluğu'na getirilmiştir[9,
10]. Ömer Naci Bey kumandasındaki
gönüllü birlikleri ise, 12 Ocak 1915 tarihinde Tebriz'e girmişler
ve Ahraz'a ulaşarak petrol boru hatlarını tahrip etmişlerdir.
Teşkilât-ı Mahsûsa'nın Makedonya ve Trakya bölgelerinde de Sırplar'a
ve Yunanlılar'a karşı istihbarî nitelikli faaliyetleri olmuştur.
Teşkilât'ın kurucuları arasında yer alan subaylar tarafından 1913
yılında Batı Trakya Türk Cumhuriyeti'nin kurulması ve Kuşçubaşı
Eşref Bey'in Şubat 1915'de Mısır'da kanal bölgesindeki çalışmaları
kayda değer.
Birinci Dünya Savaşı (1914-1918), Osmanlı İmparatorluğu için 30
Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile resmen sona
erdi. Özellikle İngilizler'in, Afrika'da ve Orta Doğu'da kendilerine
karşı şiddetli bir mücadele yürüten Teşkilât-ı Mahsûsa'yı cezalandıracakları
beklenen bir durumdu. Bu sebeple, onlardan önce harekete geçerek
Teşkilât'ı en az zarara uğramasını sağlayacak şekilde yeniden örgütlemek
gerekiyordu. İşte, İttihad ve Terakki Hükümeti'nin ileri gelenleri
Mütareke görüşmelerinin yapıldığı günlerde, Teşkilât-ı Mahsûsa'nın
geleceği hakkında kararlar alacaklardır. Mütareke'den az sonra 5
Aralık 1918 tarihinde, Teşkilât'ın başına getirilecek olan Hüsamettin
Ertürk, İttihad ve Terakki'nin üst düzey yöneticilerinin İstanbul'u
terketmelerinden birkaç gün önce Enver Paşa'nın Kuruçeşme'deki yalısında
gerçekleştiğini belirttiği bir görüşmede, Enver Paşa'nın konuya
ilişkin talimatını şöyle nakletmektedir:
"Şimdiye kadar vekâleten bakmakta olduğun Teşkilât-ı Mahsûsa'ya
bundan sonra riyâset edeceksiniz...Teşkilât-ı Mahsûsa'yı resmen
lağvedeceksiniz, fakat hakikatte bu teşkilât asla ortadan kalkmayacaktır...Teşkilât-ı
Mahsûsa'nın bundan sonraki ismi "Umûm Âlem-i İslâm İhtilâl
Teşkilâtı" olacaktır. Muhaberelerimiz hep bu titr üzerine cereyan
edecektir. Siz Türkiye'de bu teşkilâtın İstanbul Şubesi Reisisiniz.
O'nu kuran benim, sizi seçen benim, yakında bu teşkilâtın heyet-i
merkeziyesi Berlin'de toplanacaktır."
Enver Paşa'nın Hüsamettin Ertürk'e adını verdiği yeni örgütün yurt
içinde herhangi bir çalışmasına rastlanmadı. Enver Paşa ve arkadaşlarının
bir Alman denizaltısı ile yurt dışına çıkmalarını müteakip, Bahriye
Nâzırı Müşir İzzet Paşa'nın isteği doğrultusunda Teşkilât-ı Mahsûsa,
Hüsamettin Ertürk tarafından tasfiye edildi. Ancak, Teşkilât'ın
depolarındaki silâhlar ve cephane saklanarak, Anadolu'ya sevki
için çareler aranmaya başlanmıştı.
|