Sayın Nail GÜRELİ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
19 Nisan 2000 tarihli mektubunuz, bana kurumumla ilgili bazı konularda düşüncelerimizi
net bir şekilde belirtme imkanı verdiği için, size teşekkür ederim.
Daha önce çeşitli vesilelerle, kurumumuzun prensipleri ve çalışma düzeni hakkında
basına net açıklamalar yapmıştık. Ancak bunların bir kere daha geniş şekilde
izahının gerekliliğine, son günlerde bazı yayın organlarında ortaya atılan iddialar
nedeniyle, ihtiyaç görüyoruz.
İçlerinden birisi, uzak bir ülkede halen mülteci durumunda bulunan, iddia sahibi
kişilerin, ortaya attıkları magazin haberlerini, kendi ideolojisi ve kişisel
kavgaları için, malzeme yapan çok az medya organı ve mensubu olduğunu müşahade
ediyoruz.
Kanımca problemin ana noktası da buradadır. Bir dönemde, kendi iradeleri ve
felsefeleri doğrultusunda, bazı illegal örgütler içerisinde, illegal çalışmalara
girmiş ve mücadelelerini kaybetmiş kişiler halen basın camiasında mevcuttur.
Bu kişiler, bu dönemlerinin sorumluluğunu Millî İstihbarat Teşkilâtı'nda aramakta
ve ellerine geçen her fırsatta Millî İstihbarat Teşkilâtı'nı küçük düşürme gayretinde
bulunmaktadır.
Türkiye'nin her kurumu gibi, Millî İstihbarat Teşkilâtı'nın da, eğer hataları
var ise ve olur ise, eleştirilmeli, yöneticilerinden gerekirse hesap sorulmalıdır.
Ancak bu işlem, sözkonusu hataların net ve objektif bir şekilde ortaya konması
kaydıyla yapılmalıdır.
Medyanın, bazı duayenlerinin sık sık kullandığı bir sözü burada tekrarlamak
istiyorum. "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmak"; Maalesef bazı haber ve
köşe yazarları, TV spiker ve yorumcuları, dedikodu şeklinde aldığı bir haberi,
hiçbir incelemeye tâbi tutmadan, sadece kendi felsefesi ve kişisel görüşlerine
yatkın olduğu ve o gün için flaş haber niteliğini taşıyacak düşüncesiyle rahatça
kullanmakta ve ciddi iddialarda bulunmaktadır.
İki senedir medyaya vermek istediğimiz en önemli mesaj "Bizi ilgilendiren bir
konuda bir neşriyat yapmadan, bir kere de bizim görüşlerimizi alın, sizi tatmin
edemez isek, yine istediğiniz şekilde yorumunuzu yapın"dır.
Ancak buna saygı duyan ve bunu tatbik edenlerin fazla olmadığını da üzülerek
belirtmek isterim.
Millî İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığı olarak her dönemde basın organları
ile yakın ilişkiler içinde olduk. Saygı duyduğumuz şahsi dostluklar edindik.
Ancak bu hiçbir zaman söz konusu basın mensupları için, devletimizin herhangi
bir kuruluşuna mensup görevlilerle kurdukları ilişki ve dostluklardan farklı
bir içerik taşımamıştır.
Elbette ki, Millî İstihbarat Teşkilâtı'nın da devletimizin diğer kuruluşları
gibi basın ile yakın temas içinde olmaya ihtiyacı vardır. Bu nedenle basın mensuplarımızla
görüşmeler yapıyor, yasamızın elverdiği ölçüde bilgi taleplerini karşılamaya
çalışıyor, bazı sorunlarımızı kendilerine aktarıyoruz. Ancak bu hiçbir zaman
gizli veya bazı medya mensuplarınca ifade edildiği gibi "kirli" ilişkiler mahiyeti
taşımamaktadır. Biz basınımızın güzide mensuplarını kullanmayı aklımızdan geçirmediğimiz
gibi, basınımızın da bizi kullanmasını hiçbir zaman arzu etmeyiz.
Mektubunuzda belirttiğiniz üzere biz yasal ve milli bir devlet kuruluşuyuz.
Bir basın mensubu olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin diğer kuruluşları ile ne kadar
görüşüyorsanız ve bu sizin için ne ölçüde mesleki ve ahlaki sorun ise, Millî
İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığı ile yapılan görüşmeler de aynı ölçülerle değerlendirilmelidir.
Aksine bir yaklaşım veya anlayış, devletin milli güvenlik politikaları doğrultusunda
özveri ile görev yapan Millî İstihbarat Teşkilâtı mensuplarını rencide edeceği
gibi, basınımızın bazı mensuplarının Millî İstihbarat Teşkilâtı'na bakışlarının
çarpıklığının da açık bir göstergesi olacaktır.
Kim hangi sıfatla nasıl açıklama yaparsa yapsın, bizim basın organlarına ve
basınımızın saygıdeğer mensuplarına bakışımız, devletimizin diğer kuruluşlarından
farklı olmadığı gibi, çirkin "kullanma" iddiaları ile de, hiçbir ilgimiz bulunmamaktadır.
Bu güne kadarki suskunluğumuz ise, çirkin iddiaların muhatap alınmayacak ölçüde
kişisel kin ve ihtiraslardan kaynaklandığını bilmemizdendir. Sağduyulu basının
da bunu takdir ettiğinden eminiz.
İki senedir basının önemli kurum yöneticileriyle, bize göre çok faydalı sohbet
toplantılarımız, görüş teatilerimiz oldu.
Haber olarak, yazılmamak kaydıyla, bilhassa terör ve servis karşı çalışmalarımız
hakkında kendilerini bilgilendirmeye çalıştık.
Bu toplantılar, medyanın bazı konularda gerçekleri bilmesi ve ona göre yorum
yapması amacına yönelikti ve amacına ulaşmıştır.
Basının, çeşitli mensuplarından, ki bunların içinde bizi zaman zaman çok haksız
yere eleştirenler dahil, bu toplantılara katılma ve devamı yönünde teklifler
alıyoruz. Görev ağırlığımızın, imkan verdiği dönemlerde, herhangi bir ayırım
yapmadan, bu tip toplantılara devam etmeyi arzu ettiğimizi belirtmek isterim.
Ayrıca maksatlı kişilerin haksız iddialarına fırsat vermemek ve basınla ilişkilerimizi
daha sağlıklı bir zeminde sürdürebilmek açısından yakın bir gelecekte direkt
Müsteşar'a bağlı bir Basın Müşavirliği kuruyoruz ve gerçekleştiğinde sizlere
duyuracağız.
Millî İstihbarat Teşkilâtı mensupları, Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal çıkarları
için her türlü tehdide karşı fedakarca görev yapan "isimsiz" kahramanlardır.
Böyle de olmaya devam edeceklerdir. Böylesine zorlu çalışmalarımız sırasında
en büyük desteği art niyet ve peşin hüküm taşımayan basın organlarımızdan ve
basın mensuplarımızdan göreceğimize inanıyoruz.
Saygılarımla
Şenkal ATASAGUN
Millî İstihbarat Teşkilâtı
Müsteşarı
NOT: Göndermiş olduğunuz mektubun bir bölümünün basında
yayınlanmış olduğunu dikkate alarak, sizin ve cevabi mektubumun Milli İstihbarat
Teşkilatı WEB sayfasında yayınlanmasını, şeffaflık ve objektiflik açısından
gerekli gördüğümü de belirtmek isterim.