English  |  عربي  |  Deutsch  |  Français  |  Русский  |  Metin Versiyonu  |  Site Haritası

 
 
BASIN AÇIKLAMASI


24.04.2000


Sayın Nail GÜRELİ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı


19 Nisan 2000 tarihli mektubunuz, bana kurumumla ilgili bazı konularda düşüncelerimizi net bir şekilde belirtme imkanı verdiği için, size teşekkür ederim.

Daha önce çeşitli vesilelerle, kurumumuzun prensipleri ve çalışma düzeni hakkında basına net açıklamalar yapmıştık. Ancak bunların bir kere daha geniş şekilde izahının gerekliliğine, son günlerde bazı yayın organlarında ortaya atılan iddialar nedeniyle, ihtiyaç görüyoruz.

İçlerinden birisi, uzak bir ülkede halen mülteci durumunda bulunan, iddia sahibi kişilerin, ortaya attıkları magazin haberlerini, kendi ideolojisi ve kişisel kavgaları için, malzeme yapan çok az medya organı ve mensubu olduğunu müşahade ediyoruz.

Kanımca problemin ana noktası da buradadır. Bir dönemde, kendi iradeleri ve felsefeleri doğrultusunda, bazı illegal örgütler içerisinde, illegal çalışmalara girmiş ve mücadelelerini kaybetmiş kişiler halen basın camiasında mevcuttur.

Bu kişiler, bu dönemlerinin sorumluluğunu Millî İstihbarat Teşkilâtı'nda aramakta ve ellerine geçen her fırsatta Millî İstihbarat Teşkilâtı'nı küçük düşürme gayretinde bulunmaktadır.

Türkiye'nin her kurumu gibi, Millî İstihbarat Teşkilâtı'nın da, eğer hataları var ise ve olur ise, eleştirilmeli, yöneticilerinden gerekirse hesap sorulmalıdır. Ancak bu işlem, sözkonusu hataların net ve objektif bir şekilde ortaya konması kaydıyla yapılmalıdır.

Medyanın, bazı duayenlerinin sık sık kullandığı bir sözü burada tekrarlamak istiyorum. "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmak"; Maalesef bazı haber ve köşe yazarları, TV spiker ve yorumcuları, dedikodu şeklinde aldığı bir haberi, hiçbir incelemeye tâbi tutmadan, sadece kendi felsefesi ve kişisel görüşlerine yatkın olduğu ve o gün için flaş haber niteliğini taşıyacak düşüncesiyle rahatça kullanmakta ve ciddi iddialarda bulunmaktadır.

İki senedir medyaya vermek istediğimiz en önemli mesaj "Bizi ilgilendiren bir konuda bir neşriyat yapmadan, bir kere de bizim görüşlerimizi alın, sizi tatmin edemez isek, yine istediğiniz şekilde yorumunuzu yapın"dır.

Ancak buna saygı duyan ve bunu tatbik edenlerin fazla olmadığını da üzülerek belirtmek isterim.

Millî İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığı olarak her dönemde basın organları ile yakın ilişkiler içinde olduk. Saygı duyduğumuz şahsi dostluklar edindik. Ancak bu hiçbir zaman söz konusu basın mensupları için, devletimizin herhangi bir kuruluşuna mensup görevlilerle kurdukları ilişki ve dostluklardan farklı bir içerik taşımamıştır.

Elbette ki, Millî İstihbarat Teşkilâtı'nın da devletimizin diğer kuruluşları gibi basın ile yakın temas içinde olmaya ihtiyacı vardır. Bu nedenle basın mensuplarımızla görüşmeler yapıyor, yasamızın elverdiği ölçüde bilgi taleplerini karşılamaya çalışıyor, bazı sorunlarımızı kendilerine aktarıyoruz. Ancak bu hiçbir zaman gizli veya bazı medya mensuplarınca ifade edildiği gibi "kirli" ilişkiler mahiyeti taşımamaktadır. Biz basınımızın güzide mensuplarını kullanmayı aklımızdan geçirmediğimiz gibi, basınımızın da bizi kullanmasını hiçbir zaman arzu etmeyiz.

Mektubunuzda belirttiğiniz üzere biz yasal ve milli bir devlet kuruluşuyuz. Bir basın mensubu olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin diğer kuruluşları ile ne kadar görüşüyorsanız ve bu sizin için ne ölçüde mesleki ve ahlaki sorun ise, Millî İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığı ile yapılan görüşmeler de aynı ölçülerle değerlendirilmelidir. Aksine bir yaklaşım veya anlayış, devletin milli güvenlik politikaları doğrultusunda özveri ile görev yapan Millî İstihbarat Teşkilâtı mensuplarını rencide edeceği gibi, basınımızın bazı mensuplarının Millî İstihbarat Teşkilâtı'na bakışlarının çarpıklığının da açık bir göstergesi olacaktır.

Kim hangi sıfatla nasıl açıklama yaparsa yapsın, bizim basın organlarına ve basınımızın saygıdeğer mensuplarına bakışımız, devletimizin diğer kuruluşlarından farklı olmadığı gibi, çirkin "kullanma" iddiaları ile de, hiçbir ilgimiz bulunmamaktadır. Bu güne kadarki suskunluğumuz ise, çirkin iddiaların muhatap alınmayacak ölçüde kişisel kin ve ihtiraslardan kaynaklandığını bilmemizdendir. Sağduyulu basının da bunu takdir ettiğinden eminiz.

İki senedir basının önemli kurum yöneticileriyle, bize göre çok faydalı sohbet toplantılarımız, görüş teatilerimiz oldu.

Haber olarak, yazılmamak kaydıyla, bilhassa terör ve servis karşı çalışmalarımız hakkında kendilerini bilgilendirmeye çalıştık.

Bu toplantılar, medyanın bazı konularda gerçekleri bilmesi ve ona göre yorum yapması amacına yönelikti ve amacına ulaşmıştır.

Basının, çeşitli mensuplarından, ki bunların içinde bizi zaman zaman çok haksız yere eleştirenler dahil, bu toplantılara katılma ve devamı yönünde teklifler alıyoruz. Görev ağırlığımızın, imkan verdiği dönemlerde, herhangi bir ayırım yapmadan, bu tip toplantılara devam etmeyi arzu ettiğimizi belirtmek isterim.

Ayrıca maksatlı kişilerin haksız iddialarına fırsat vermemek ve basınla ilişkilerimizi daha sağlıklı bir zeminde sürdürebilmek açısından yakın bir gelecekte direkt Müsteşar'a bağlı bir Basın Müşavirliği kuruyoruz ve gerçekleştiğinde sizlere duyuracağız.

Millî İstihbarat Teşkilâtı mensupları, Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal çıkarları için her türlü tehdide karşı fedakarca görev yapan "isimsiz" kahramanlardır. Böyle de olmaya devam edeceklerdir. Böylesine zorlu çalışmalarımız sırasında en büyük desteği art niyet ve peşin hüküm taşımayan basın organlarımızdan ve basın mensuplarımızdan göreceğimize inanıyoruz.


Saygılarımla

Şenkal ATASAGUN
Millî İstihbarat Teşkilâtı
Müsteşarı


 

 

NOT: Göndermiş olduğunuz mektubun bir bölümünün basında yayınlanmış olduğunu dikkate alarak, sizin ve cevabi mektubumun Milli İstihbarat Teşkilatı WEB sayfasında yayınlanmasını, şeffaflık ve objektiflik açısından gerekli gördüğümü de belirtmek isterim.